ürkmek
Anlamlar
nesnesiz
Bir şeyden korkup sıçramak; tevahhuş etmek
Gölgesinden ürkmüş bir Arap atı gibi şahlandı.Ömer Seyfettin
·
Şaşkınlık ve korku duymak
Anası sabaha kadar saçlarını tarıyor, düşünüyor, ürküyordu.Yaşar Kemal
·
Ağaç meyve vermemek
Şeftaliler bu yıl ürkmüş.
mecaz
Belli bir şeyden çekinmek
Yaramaz çocuk tutumundan her zaman ürkerdi.Haldun Taner
Eş Anlamlılar
5